3 Mayıs 2012 Perşembe

Yaşayarak öğrenmek...Mİ?



Yaşayarak öğrenmek dediğimiz şey, her zaman kazandırmıyor insana. Bazen yaşayarak öğrenirken, hayatınızdan çok şey feda ediyorsunuz ve geride,  o öğrendiğiniz şeyi kullanacak bir hayat kalmamış oluyor. Bu yüzden düşünmek, düşünerek yapmak birçok şeye bedeldir. Önce her şey cazip gelir, doğruyu yaptığını sanırsın. Bunu destekleyen bir sürü şey bulursun kendince belki de haklısındır ama ayrıntılara takılıp kalırken büyük resmi görememek denen şey gelir başına. Düşünmeden hareket etmek bazen alışkanlık haline geliverir. Ne kadar istemesende artık o yeteneğini kazanabilmen için bir felaket gelmelidir başına. Bir gün... o felaket gelir. Sonra başını elleirinin arasına alıp “ben ne yaptım, neden böyle yaptım!” dersin. Bir de o felaket sadece seni etkilemiyorsa başkaları da bundan zarar görmüşse hayatın boyunca kurtulamayacağın bir vicdan azabı seni gölgen gibi takip etmeye başlar. Bu yüzden ben diyorum ki çocuklarınız her şeyi yaşayarak öğrenmesin. Haberdar olduğunuz sorunları için –bu sorunların içinde siz bile olsanız- anne gibi davranarak, düşünerek değil de tamamen dışarıdan bakan biri gibi akıl verin onlara. O zaman kendi kişisel duygularınızla, kendi etkilenmelerinizle fikir vermemiş olursunuz. İşte o zaman her şeyden soyutlanmış ve objektif olur o uzattığınız el.
Kimse pişman olmasın diye, deneyerek öğrenmeden önce düşünerek öğrenmeyi bilmek adına...
Burcu AKAYDIN
                                                                                     Blog Yazarı

1 yorum:

Unknown dedi ki...

Yüreğine sağlık...